Alkol bağımlılığı, madde bağımlılığı, kumar bağımlılığı tedavisi 

Facebook Twitter Google Maps E-mail RSS
Home Bağımlılık Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun madde kullanımı ile ilişkisi
formats

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun madde kullanımı ile ilişkisi

Prof. Dr. Defne Tamar GÜROL / Psikiyatri Uzmanı

Bir okuyucumuz dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğunun madde kullanımı ile ilişkisini sormuş. Son yıllarda toplumda üzerinde çok konuşulan, yanlış birçok bilgi ve tartışmanın yaşandığı önemli bir konuya dikkat çekmiş okurumuz. Öne çıkan tartışmalar her hareketli ve yaramaz çocuğa dikkat eksikliği hiperaktive bozukluğu tanısı konduğu, bu çocuklara çok kolay ilaç başlandığı, tanının ve tedavinin aşırı abartıldığı yönünde olmaktadır. Bu tartışmalar dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna ilişkin olumsuz bir yargının oluşmasına, ailelerin ilaç tedavisine karşı gelmesine ve çocukların bu durumun sonuçlarına ağır bir şekilde maruz kalmalarına neden olmaktadır.
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) bir kişinin dikkatini görev ve sorumluluklara vermede güçlük yaşaması veya çok hareketli, konuşkan, aceleci olması durumudur. Dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik birlikte görüldüğü gibi, sadece dikkat eksikliği veya sadece aşırı hareketlilik şeklinde de ortaya çıkabilir.

 

DEHB birçok genetik ve çevresel biyolojik etmenin erken gelişim sırasında etkileşimi ile oluşur. Genetik etkenler en önemli rolü oynar. DEHB olgularının anne-babalarında ya da kardeşlerinde DEHB görülmesi olasılığı daha yüksektir.

 

Okul çağı çocuklarının yüzde 3-7’sinde görülen bir bozukluktur. Erkeklerde üç kat daha sık görülmektedir. Kızlarda daha çok dikkat eksikliği görülürken, erkeklerde her üç tip de görülmektedir. Aşırı hareketlilik, acelecilik gibi davranışsal belirtiler çevre tarafından daha kolay fark edilmekte ve tedaviye başvuru olasılığını artırmaktadır.

 

DEHB okul öncesi dönemde tanınması güçtür. Okul döneminin başlaması ile tanı konabilir. Bunun en önemli nedeni DEHB’nin akademik başarı ve sosyal uyum için gerekli alanları etkilemesidir. Dikkati toplamakta güçlük, ders çalışamama, ders başarısının düşük olması, dalgınlık gibi dikkat eksikliği belirtileri veya sürekli hareket halinde olma, çok konuşma, bunun sonucu olarak sürekli uyarılma, sırasını bekleyememe gibi hiperaktivite ve dürtüselliğe ilişkin belirtiler, çocuğun okula uyumunu bozmaktadır. Bunun tedavi edilebilir bir durum olduğu gözden kaçacak olursa bu çocuklar ya sınıfın ‘tembel öğrencileri’ arasında yerini alacaklar ya da sürekli uyarı alan, öğretmen ve arkadaşlarının yaka silktiği, uzak durmaya çalıştığı çocuklar olacaklardır. DEHB olan çocuklar en fazla akran zorbalığına uğrayan çocuklardır. Kaçınılmaz olarak kendilerini başarısız ve beceriksiz hissederler. Tekrarlayan başarısızlık ve dışlanma çocuğun özgüveninde ve kendilik saygısında zedelenmeye neden olabilir.

 

MADDE KULLANIM RİSKİ ARTIYOR

Ergenlik dönemine yaklaştıkça dürtüsel davranışlarda artma gözlenir. Ergenlik dönemine özgü yaşanan güçlüklerle başa çıkmak, DEHB olan gençlerde çok daha zor olmaktadır. Giderek okuldan uzaklaşırlar, kendileri gibi dışlanmış arkadaş gruplarına katılırlar. Bu grupların içinde toplum kurallarına aykırı davranışların benimsenmesi olasılığı artar. Daha fazla risk alıcı davranışlarda bulunurlar. Risk alıcı davranışların başında ise sigara, alkol ve madde kullanımı gelmektedir. Tedavi edilmemiş DEHB olan gençlerde, çocukluğundan itibaren tedavi görenlere göre madde kullanım riski 3-4 kat fazladır.
Bütün bunlar dikkate alındığında DEHB’da erken tanı koymanın önemi göz ardı edilemez. Tanı mutlaka çocuk ve ergen ruh sağlığı ve hastalıkları uzmanı bir hekim tarafından konmalıdır. Toplumda yaratılan mitler gibi her ‘yaramaz çocuğa’ DEHB tanısı konmamaktadır. Ayrıntılı bir değerlendirme, anne-babadan ve öğretmenlerinden bilgi alınması, bazı ölçeklerin kullanılması sonucunda bu tanı konur. Daha sonra tedavi yine çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından düzenlenir. İlaç tedavisi, davranışsal tedaviler, anne-babanın eğitimi birlikte uygulanmalıdır. İlaç tedavisine yönelik yanlış bilgilendirmeler tedaviye uyumu bozar. DEHB bozukluğunda ilaç kullanımı ileri dönemde alkol ve madde kullanım bozukluğu riskini azalttığı birçok çalışma ile kanıtlanmıştır.

 

Çocuklarımızın geleceğini dedikodular, yanlış inançlar ve mitler doğrultusunda değil, en hakiki yol gösterici bilimin ışığında şekillendirmemiz gerekmektedir.