Alkol bağımlılığı, madde bağımlılığı, kumar bağımlılığı tedavisi 

Facebook Twitter Gplus Google Maps E-mail

0212-2911156-57 veya 0533-2057373 arayınız...

Bağımlılıklar, tedavi süreçleri, aile destek ve aile bilinçlendirmeleri, uyuşturucu / uyarıcı madde testleri konularında cevaplarını bulamadığınız sorularınız veya daha ayrıntılı bilgiler almak için arayınız....

Home Diğer bağımlılıklar Aşk ve ilişki bağımlılığı

Aşk ve ilişki bağımlılığı

Her insanın yaşamında bağlılıklar vardır. Psikososyal gelişim evrelerinin ilk dönemlerinde gelişen bağlanma biçimleri ve sorunları, insan yaşamında belirleyici olabilmektedir. Bağlılıkların tutkuyla bulaşması ve benlik sınırlarının kaybı, farklı bir boyut kazanmasına yol açmakta ve bağımlılığı yaratmaktadır. Bağımlılık morbid bir durumdur. Medikal modele göre bir hastalıktır. Morbid olmayan ve tutkuyla karışmış durumları ise “tutkulu bağlılık” olarak adlandırmak doğru olacaktır. Örneğin bir De Clerambault sendromu ile yaşamını tümüyle bir başkasına bağlayan, psikososyal işlevleri olumsuz yönde etkilenen, yanlış olduğunu bilmesine rağmen kendini bundan alıkoyamayan bir aşık arasında fark vardır. Benzer bir örneği psikoaktif madde kullanıcıları için de verebiliriz.

İnsanlar nelere tutkuyla bağlanabilir? İnternete, işe, sigaraya, alkole ya da diğer psikoaktif maddelere, yakınlarına, karşı cinse, kısaca her şeye… Her insan yaşamının bir döneminde tutkulu bir bağlılık yaşayabilir. Tutkulu bağlılıkların temelde örtüşen bazı özellikleri vardır. Bunlar arasında kompulsivite, kimi zaman masohizm, özdeşleşme, idealleştirme sayılabilir. Bunlar öznel duygulardır. Empati yapmak güç olabilir. Kimi zaman re4altienen belirli oranda kaybı gözlenebilir. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde çok daha aşağılarda yer alan gereksinimlerin bir sonucu olarak düşündüğümüzde, bağlılığın sonlanmasının ne kadar katastrofik olabileceğini görebiliriz. Bir yaşam biçimi olarak benimsenebilir ve sosyal izolasyona kadar varabilir. Kişiyi ikna etmek değil, önce anlamak gereklidir. Bu tür bağlılıklar üstüne literatürde görece az çalışma vardır. Halbuki, görülme sıklığı düşük değildir ve sıklıkla bu sorun günlük pratiklerimize yansımaktadır.

Bağlılık duygusu insanca bir ihtiyaçtır. Yaşamımızın çeşitli kesimlerine kimi zaman tümünde hissederiz. Bağlılık daha çok bir yakınlık ve sevgi duygusu olarak açıklanabilir. Bağlılıkta kişisel özgürlük sınırlarımız belirlidir. İnsan kendini bağlı hissedebilir, ancak bu duygu insanın bağlı olduğu nesne ya da kişi olmadığı zaman yaşamımızı devam ettirmeye engel oluşturmaz.

Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre bağımlılık, “Başka bir şeyin ya da kimsenin istemine gücüne ya da yardımına bağlı olan, özgürlüğü, özerkliği olmayan, tabii” olarak tanımlanmaktadır. Bağımlılık, gereksinim duyulan kişi ve nesnelere bağlılığın ötesinde, varoluşumuzun devamı için mutlak ve vazgeçilmez olma duygusudur. Bağımlılık, bağlılığın sürekliliğini sağlamak amacıyla oluşan bir garanti, bir güvence, farkına varmadan, bağlılığın içine yuvalanan vazgeçilmesi zor alışkanlıklardır. Tekrarlar insana güvence ve değişmezlik duygusu sağlar. Herşey yerli yerinde ve bir düzen içindedir. Bu düzene insan alışabilir ve her ne pahasına olursa olsun bu düzeni sürdürmek isteyebilir.

Bağımlılık morbid bir durumdur. Yani medikal modele göre aslında bağımlılık bir hastalıktır. Bağımlılıkta bireysel özgürlük sınırları yoktur.  Bağlı olunan nesne ya da kişi yoksa, o zaman kişinin yaşamını özgürce sürdürmesine imkan yoktur. Bağımlılıkta çaresizlik ve mutsuzluk en egemen iki duygudur. Bağımlılık gereksinimleri nelerdir. Sevgi, şefkat, korunma, güven beslenme, sıcaklık gibi gereksinimler, bağımlılık gereksinimleridir.

Bağımlı yaşanan ilişkilerde, bağlı hissetmenin yarattığı engellerden dolayı oluşan çaresizlik, zaman içinde öfkeye dönüşür. Günün yeknesaklığı, geliştirici özelliklerin olmayışı, tatminsizlik, yılgınlık, sıkıntı sıktır. Yaşamlarını bağımlı geçiren kişilerde sokağa çıkmama, fobiler, panik ataklar sık görülür.

Alışkanlık, otomatik bir yaşamdır. Alışkanlık kararsızlığı ve yaşamla mücadele gereksinimini azaltır. Günlük yaşamımızı rahatlatan tekrarlar, beraberlerinde  yerleşik düzenin bildik, aşina güvencesini ve vazgeçilmez konforunu da getirir. Alışkanlıklarımızı gerçekleştirmeye çalıştığımızda engellendiğinde, huzursuzluk yaşanmaya başladığı noktanın alışkanlığın bağımlılığa döndüğü nokta olabilir

Maslow’un kendini gerçekleştirme teorisi

Maslow’a göre insan ihtiyaçları, birbirini tamamlayan hiyerarşik bir gelişme düzeni içinde belirir. Bir ihtiyacın belirlenmesi, ondan bir önce yer alan ihtiyacın tatmin edilmesiyle mümkündür. Bir önceki ihtiyaç tatmin edilmeden bir sonraki ihtiyaç gerçekleştirilemez. Maslow’a göre hiyerarşik düzende sıra aşağıdaki biçimdedir.

  1. Temel ihtiyaçlar: Yemek yemek, su içmek, cinsellik gibi fizyolojik ihtiyaçlar.
  2. Güvenlik ihtiyacı: Acı ya da korku durumlarından uzak olma, değişmezlik, bağımlılık korunma, düzen, kanun gibi ihtiyaçlar.
  3. Sevgi ve yakınlık, ait olma ihtiyacı: İnsanın sevebileceği ve güven duyabileceği insana olan ihtiyacıdır.
  4. Saygı ve itibar ihtiyacı: Kişinin kendine olan saygısı ve başkalarının gözündeki itibarıdır. Üç, başarı, yeterlilik, özgürlük, prestij, ün, şöhret, statü gibi ihtiyaçlardır.
  5. Kendini gerçekleştirme ihtiyacı: Kişinin varolan potansiyel ve enerjisini tümüyle  yaşama geçirmektir.

Bağımlılık, güvenlik ihtiyacının bir göstergesidir. Bu ihtiyaç giderildikten sonra diğerleri gündeme gelir. Bu nedenle bağımlı insanlar için sevmek kimi zaman önemli olmayabilir. Saygı, itibar beklemez veya gururlarını önemsemezler. Bağımlı oldukları maddeyi ele geçirmek önceliklidir.

No tweets to display